.
Curry, önceki geceki performansıyla ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu-olacağını bir kez daha gösterdi. O artık süperstarlardan sonra adı geçen küçük çocuk değil, sezonun flaş takımlarından Portland'a karşı 38s/8a/7r'luk performans sergileyen Curry, rakiplerine bunu bir kez daha gösterdi. Curry'e 17 şer sayılık katkı yapan Lee ve Thompson'ı da unutmayalım.
Igoudala'nın da katılmasıyla daha da güçlenen GSW geçen seneki başarısının üzerine çıkmak istiyor. Curry ve Igoudala'nın önderliğinde onları daha iyi günlerin beklediği de gözle görülebilir bir gerçek.
Uzun lafın kısası bu onun sezonu.
Gelelim Euroleague'e. Takımlarımız gruplara o kadar iyi başlamıştı ki (özellikle Fenerbahçe Ülker) Top 16'yı küçük görüp Final Four hatta daha ilerisine dikmiştim gözümü. Top 16'da 4 maçın sonunda takımlarımızın ancak birer galibiyet alabilmesi beni kendime getirdi, bu hayal kırıklığımı belirtmeden geçemedim guard meselesine.
2 senedir imkansızları başaran, şampiyonluğu takımına getiren bir guard varken ortada başkasının adını anmak zor. Transfer döneminde ''Galatasaray Liv Hospital'e gelir mi ?'' diye yavru kedi gibi beklediğimiz ancak takımında kalmayı tercih eden Spanoulis, bu sene de kaldığı yerden devam ediyor. Top 16'da Fenerbahçe Ülker karşısında 28s 9a, Milano karşısında 8s 6a, Barcelona karşısında 17s 5a ve Laboral karşısında 13s 7a üretti. Onun adına fazla konuşmaya gerek yok. Nam-ı diğer ''Kabasakal'' bu sene Euroleague'in en dikkat çekici guardı. Umalım ki Vassilis Spanoulis'in yolu kariyeri bitmeden Türkiye'ye uğrasın, onu doya doya seyredelim.
Uzun lafın kısası, imkansıza ihtiyacınız varsa o burada.
Arca Erdoğan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder